Get Adobe Flash player
Anasayfa - Reklam - İletişim
EskiÅŸehir Firma Rehberi
eskişehir yurtdışı eğitim
Firma Ekle
 


ESKİŞEHİR
EskiÅŸehir EskiÅŸehir
Mahalle ve Muhtarlar Mahalleler ve Muhtarlar
EskiÅŸehirspor EskiÅŸehirspor
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Lületaşı Lületaşı
EskiÅŸehir HastanelerEskiÅŸehir Hastaneler
Ulaşım Ulaşım
Estram Seferleri Estram Seferleri
Alışveriş Merkezleri Alışveriş Merkezleri
Eskişehir Müzeleri Eskişehir Müzeleri
EskiÅŸehir Parklar EskiÅŸehir Parklar
Seri İlan Seri İlan
EskiÅŸehir Camileri EskiÅŸehir Camileri
Özben Piliç Evi
NBS TURİZM
Reklam Alanı
222

Eskişehir Tarihçe

İlk Çağ Dönemi Eskişehir

AteÅŸin bulunmasından önce, Sakarya Irmağı’ndan, Porsuk Irmağı’na kadar uzanan bölgede verimli ve ıssız topraklar vardı. AteÅŸin bulunmasından sonra insanlar, bu verimli ve zengin minerallerle dolu topraklara gelip yerleÅŸtiler. YaÅŸam, ilk önce maÄŸaralarda, daha sonra mermerden yapılan evlerle oluÅŸturulan kasabalarda sürdü.

Geçen zaman içinde, insanlar sulak araziyi iÅŸleyerek, yaÅŸanacak ÅŸekilde düzenlediler ve burada çoÄŸaldılar. Ancak bereketsiz topraklarda yaÅŸayan diÄŸer kavimler, yöreye doÄŸru göç etmeye baÅŸladılar. Amaçları Sakarya’dan, Porsuk’a uzanan bu verimli topraklara ortak olacak bir yaÅŸam kurmaktı. Bölgede barış içinde yaÅŸayan insanlar, ilk defa saldırganlık ve savaÅŸla tanıştılar. Yüzlerce, binlerce yıl savaÅŸtılar…

Zamanla hem dünya, hem de insanlık değişti ve bölgede savaş sona erdi. Gelecek için barış sağlandı. Ancak göç edenlerin sadece toprak ve su kullanmalarına izin verildi. Bu varlık mücadelesinde yeni olanaklar yaratıldı, keşifler yapıldı. Zengin maden kaynakları, atölyeler ve küçük fabrikalar kuruldu, kasabalar, köyler oluşturuldu. İlk insanların, günümüzden çok önce, bu bölgeye gelerek toprakların verimliliğinden ve zengin kaynaklardan yararlanmaları sonucunda, kısa sürede gelişerek şehirleşmesinden dolayı bu bölge, ESKİŞEHİR adını almıştır.

EskiÅŸehir’in çevresindeki geniÅŸ alanı dolaÅŸacak olursanız, insanlığın ilk çaÄŸlarına ait bazı eserlerle karşılaşırsınız. EskiÅŸehir toprakları, TaÅŸ Devri’ nden günümüze kadar binlerce kültürü yaÅŸatmıştır. M.Ö.4000 yıllarında EskiÅŸehir, nüfusun en yoÄŸun olduÄŸu bölge olarak kabul edilmiÅŸtir. Yapılan araÅŸtırmalarda, kasaba ve ÅŸehirler bulunmuÅŸtur. Ayrıca Asurlu tüccarların ticaret hayatını canlandırdıkları bir merkez olmuÅŸtur.

EskiÅŸehir, Frigya’nın batı sınırı içindedir. Bu nedenle Frig Çağı, EskiÅŸehir’in tarihinde önemli bir yer tutar.

Tüm çağların en zengin Kralı
Hititler, M.Ö. 14. yüzyılda Eskişehir merkezli büyük bir devlet kurmuşlardır. M.Ö. 12. yüzyılda Frigya Kralı, 600 yıl süren hükümdarlığını ilan etmiştir.

Tüm çağların en zengin kralı kimdir?
Frigya Kralı Midas… Bugün EskiÅŸehir’in merkezi olarak bilinen yerin kralı, Midas’tı. Midas’ın tarihte ilk görünüşü, M.Ö. 700′lü yıllarda Delhi Mabet’ine hükümdarlık yapmasıyla baÅŸlar. Midas, Yunan Kralı Agamemnon’un kızıyla evlenir. Ardından uzak bölgelerdeki ticareti yönlendirmekle görevlendirilir. Böylece güçlenmeye ve zenginleÅŸmeye baÅŸlar. Silenus’un (Baküs’ün üvey babası) ganimetlerini ele geçirir. Bunun üzerine tanrılar tarafından “dokunduÄŸu her ÅŸeyin altına dönüşmesiyle” cezalandırılır. Önceleri Midas çok mutludur, ancak mutluluÄŸu uzun sürmez. İlk olarak açlıkla karşı karşıya kalır, çünkü dokunduÄŸu her ÅŸey altına dönüşmektedir. Ama en büyük üzüntüyü, çok sevdiÄŸi kızına sarıldığında, onun güzel bir altın külçesine dönüşmesiyle yaÅŸar. Bu olay, onun içinde bulunduÄŸu dehÅŸet verici durumu daha iyi anlamasını saÄŸlar. Büyük bir piÅŸmanlıkla tanrılardan yardım diler. Onun bu yalvarışlarını duyan tanrılardan Dionysus, Midas’ı bu lanetten kurtarmak için kendisine ait olan Pantolus Irmağı’nda yüzmesine ve güneÅŸlenmesine izin verir. O andan itibaren Pantolus Irmağı’nın alüvyonları altın olur. Fakat Midas’ın bu ırmağın neresinde yıkandığı bilinmemektedir. Burası henüz keÅŸfedilmemiÅŸtir. Ancak Kral Midas tüm zamanların en zengin kralı olarak tarihteki yerini alır…

Midas hakkında halk arasında oldukça yaygın ikinci bir söylence bulunmaktadır: Buna göre Midas’a, Tanrı Apollo ve Satyr Marsyas (Silenus) arasında düzenlenecek müzik yarışmasında jüri üyesi olması teklif edilir. Midas, Satyr ve Apollo tarafından sürekli tehdit edilir. Yarışma sonunda Midas, kararını adaletli bir krala yakışır ÅŸekilde verir. Sonuçta Apollo yarışmayı kaybeder, çok öfkelenir ve Midas’ın kulaklarını “eÅŸek kulağına” çevirir. Midas, kulaklarını bir ÅŸapkanın altında herkesten gizler. Fakat sonunda berberi görür ve Midas’ın isteÄŸi üzerine bu sırrı saklayacağına yemin eder. Ancak bir süre sonra berber bu sırrı içinde tutamaz ve sazlıklara haykırır. Rüzgarda sallanan sazlıklardan “Midas’ın kulakları eÅŸek kulağıdır”, sesleri duyulur. Böylece herkes Midas’ın sırrını öğrenir. Bu trajedi, Apollo’nun Midas’ı affetmesiyle son bulur. Apollo Midas’a eski kulaklarını geri verir. Böylece Midas, tarihin en popüler kralı olur.

ÇaÄŸdaÅŸ Türk piyesi yazarlarından Güngör Dilmen, bu hikayeyi “Midas’ın Kulakları” adı altında oyun haline getirmiÅŸtir. Ayrıca, Ferit Tuzun tarafından aynı konuda “Kral Midas Operası” bestelenmiÅŸtir. Kral Midas, EskiÅŸehir yöresinde ve Türkiye’de olduÄŸu kadar, diÄŸer ülkelerde de çok ünlüdür.

Arkeolojik araÅŸtırmalar, yöredeki ilk yerleÅŸimin M.Ö. 3500 yıllarında, Åžarhöyük çevresinde yoÄŸunlaÅŸtığını göstermektedir. Kalkolitik ve Bakır ÇaÄŸlarında (M.Ö. 3500-2500) nüfusun en yoÄŸun olduÄŸu bölgeler Porsuk-Seydi Su ve Sarısu Çaylarının kenarları olarak belirlenmiÅŸtir. Demirci Höyük’teki buluntular EskiÅŸehir çevresinde tarih öncesi yerleÅŸimin ve kültürün Erken Kalkolitik (M.Ö. 5500) Çağı’nda baÅŸladığını göstermektedir. Pek çok Anadolu Efsanesi Frigya’yı madenciliÄŸin beÅŸiÄŸi olarak gösteren kanıtlardır. Ayrıca Midas Åžehri’nde (Yazılıkaya) yapılan diÄŸer Kazılarda, yüzlerce yeni höyük tespit edilerek, bölgenin ilk çaÄŸlardan bu yana yaygın bir kültüre sahip olduÄŸu saptanmıştır.

Yazılıkaya’da yapılan kazılarda tespit edilen höyüklerin büyük bir kısmında Hitit Çağına ait kültür belgeleri bulunmuÅŸtur. M.Ö. 1200 yıllarında, Anadolu’daki Hitit egemenliÄŸine son vererek, geniÅŸ bir alana yayılan Frigler, EskiÅŸehir Ovası, Sakarya Plehri kolları ile Ankara’nın doÄŸu ve batı bölümlerini kapsayan bir krallık kurmuÅŸlardır. Merkezi, Polatlı yakınındaki Gordion olan bu krallığın, güçlü bir siyasi yapısı olduÄŸu görülmektedir. Bu tarihlerde kurulan Pessinus (Ballıhisar), Midaeum (Karahöyük), Dorylaeum (EskiÅŸehir), Yazılıkaya (Midas) ÅŸehri gibi Frig ÅŸehirleri de EskiÅŸehir’in il sınırları içindedir. Frigya tarihinin en bilinen kralları, Gordion ve Midas’tır. Kral Midas, Frigya İmparatorluÄŸu’nu kurmuÅŸ ancak bu imparatorluk kısa ömürlü olmuÅŸtur. (M.Ö. 725-675)

Kafkasya üstünden gelen Kimmerler, 7. yüzyılın ilk yarısında, Frigya egemenliÄŸine son vermiÅŸtir. Frig Çağı’ndaki bu ÅŸehirler, Kimmer istilaları sırasında yakılıp yıkıldıktan sonra, gücünü arttırmış olan Lidya Kralı Kroizos’un egemenliÄŸi altına girmiÅŸtir. Tarihçilere göre Midas, Kimmer akınına karşı koyamadığı için kendini öldürmüştür (M.Ö. 546-333).

Büyük İskender’in, Anadolu’ya girdikten sonra, Gronikos Savaşı’nda (M.Ö. 334) zafer kazanmasıyla, Frigya bu kez de Büyük İskender’in egemenliÄŸi altına girdi. İskender, önce Pessinus ve Gordion’u ele geçirdi. Aynı zamanda Frigya’ya Helenizm Çağı ve kültürü taşınmış oldu. Bu arada Frigya’ya Grekler yerleÅŸtiler. Pessinus’ta yapılan kazılarda Frig Tanrıçası Kibele’ye ithaf edilen mabed, tiyatro ve bir çok mimari yapı ortaya çıkartılmıştır. Frigler’in dini, Anadolu’nun çok eski bir tapımı olan Ana Tanrıça Kibele’ye baÄŸlıdır.

Büyük İskender’in ölümünden sonra Frigya, Galatlar’ın sürekli akınlarına uÄŸramıştır. Ardından Romalıların idaresine geçmiÅŸtir. En parlak dönemini ise, Romalıların egemenliÄŸi altında olduÄŸu yıllarda yaÅŸamıştır.

EskiÅŸehir’in güneybatısına giderseniz, Midas ÅŸehrine, bugünkü adıyla YAZILIKAYA’ya ulaşırsınız. Buradaki kalıntılar, ilginizi ve hayranlığınızı eski medeniyetler üzerine toplayacaktır.

Midas Kenti: Yazılıkaya
Yazılıkaya’nın EskiÅŸehir’e uzaklığı 80 km kadardır. Bu köye, EskiÅŸehir’in güneydoÄŸusundaki Çifteler İlçesi’nden gidilebilir. Buradan ayrılan yol Mecidiye, Bardakçı, KaraaÄŸaç ve Kayı üzerinden Yazılıkaya’ya ulaşır. Ayrıca Seyitgazi ve Afyonkarahisar ya da EmirdaÄŸ üzerinden de Yazılıkaya’ya gidilebilir.

YüksekliÄŸi 1315 metre olan Yazılıkaya Köyü’nün kuzeyinde EskiÅŸehir, batısında Kütahya, güneyinde Afyonkarahisar ve kuzeydoÄŸusunda Seyitgazi bulunmaktadır. Yeri tam olarak “Frigya Yaylası” üzerindedir. YüksekliÄŸi batıda, bazı yerlerde Türkmen Dağı’na ulaşır. Bu yükselti nedeniyle havası oldukça temizdir ve Frigya devrinde “Phrygia Salutaris” ya da “SaÄŸlıklı Frigya” adıyla anılmıştır.

Yazılıkaya Köyü, Akropol’ün eteÄŸinde kurulmuÅŸtur. Köyün üstündeki büyük Midas Anıtı, ilk bakışta göze çarpar. Midas Anıtı özellikle Frigya tarihi bakımından oldukça önemlidir. Ancak 19. yüzyıla deÄŸin bu anıttan fazla söz edilmemiÅŸtir. İlk olarak, 1800′lü yıllarda buradan geçen İngiliz subayı W.M. Leake tarafından keÅŸfedilmiÅŸtir. EskiÅŸehir üstünden Seyitgazi’ye, oradan da Hüsrev PaÅŸa’ya ulaÅŸtıklarında, Kayaya oyulmuÅŸ, üstü yazılı anıtları gördüğünü belirtmektedir. Daha sonra tekrar gelerek anıtların üzerindeki yazıtları inceler ve yazıtlarda “Midas” adını gördüğü için anıta “Midas’ın Mezarı” adını verir. Bu gezi notlarını W. Leake 1824 yılında yayınlar. Onun ardından Charles Texier bölgeye gelerek üç kaya yüzeyini ve yazıtları kopya ederek, bu konudaki ilk gerçeÄŸe uygun bilgileri yayınlar. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Anadolu’daki arkeolojik anıtlar üzerinde yapılan incelemeler artar. 1886 ve 1893 yılları arasında bu bölgeye gelmiÅŸ olan arkeolog Radet, Midas anıtının hemen altındaki yere Yazılıkaya Köyü’nün kurulmuÅŸ olduÄŸunu bulur.

Bugün de görüleceÄŸi gibi Yazılıkaya Köyü’nün hemen üstünde antik ÅŸehir Akropol’ün kuzeydoÄŸu cephesinde, püskürük bir kaya üzerinde Midas Anıtı, Akropol’ü çevreleyen sur duvarları, yeraltı merdivenleri, mezarlar, sunaklar, bitmemiÅŸ anıt ve çeÅŸme bulunur.

Midas Anıtı tüf üstüne oyulmuÅŸ, yaklaşık 400 m2′lik bir alanı kapsayan dikdörtgen ÅŸeklinde Frig sanatının özelliklerini taşıyan, geometrik meandr motifleriyle süslü bir yüzeydir.

Anıt, fazla tahrip olmadan günümüze kadar gelmiÅŸtir, ancak anıtın alınlık bölümünde yaklaşık 2 m. geniÅŸliÄŸinde bir çatlak bulunmaktadır. Anıtın ortasında yüzeyin mihveri üzerinde 5.5 metre geniÅŸliÄŸinde ve 1,44 m. derinliÄŸinde bir girinti (niÅŸ) yer alır. Anıtın ortasındaki bu girintiden dolayı bir mezar anıtı olduÄŸu düşünülmüştür. Ancak bir mezar olacak büyüklükte de deÄŸildir. Midas Anıtı, Frigya’daki diÄŸer kaya anıtları gibi, Kibele (Ana Tanrıça) heykeli koymak amacıyla yapılmıştır. Prof. A. Gabriel burada büyük bir olasılıkla bronz bir heykel bulunduÄŸunu ve bunun yine metal tutturucularla kayaya tespit edilmiÅŸ olduÄŸunu ileri sürer. Daha sonraki çaÄŸlarda (Hristiyanlık Çağı’nda) bu heykel çalınmış ve ÅŸimdiye kadar izine rastlanmamıştır. Anıtın üzerinde henüz çözülmemiÅŸ üç yazıt bulunur.

Yazılıkaya üzerindeki Frig yazısı, M.Ö. 6. yüzyılda Örekliler tarafından terk edilen eski Arkaik Grek yazısını andırmaktadır

Küçük Yazılıkaya
Midas Anıtı’nın 210 metre güneybatısında, kaya üzerine iÅŸlenmiÅŸ ikinci bir anıttır. Anıtın üst kısmı oyulmuÅŸ, fakat alt kısmı iÅŸlenilmeden bırakılmıştır. Küçük Yazılıkaya Anıtı ile Midas Anıtı arasında oldukça benzer yanlar bulunmaktadır. Anıtın üst kısmındaki alınlık iyi durumdadır. Çam kozalakları ve palmet motifleriyle süslenmiÅŸtir. YüksekliÄŸi geniÅŸliÄŸinden azdır. Anıtın dip kısmında dikdörtgen ÅŸeklinde iki girinti bulunmaktadır. Bu girintilerin üzerinde ancak gün ışığında seçilebilen, hayvan başına benzer figürler göze çarpmaktadır.

Yazısı tam olarak çözümlenemediÄŸi için bütün gizini saklayan, Midas Yazılıkayası, bugün EskiÅŸehir merkezine yaklaşık iki saat uzaklıktadır. Güç koÅŸullara karşın buraya gelen araÅŸtırmacılar, arkeologlar ve kazı heyetleri; resimler, fotoÄŸraflar, yazılar ile bu ölümsüz anıtları dünyaya tanıtmışlardır. Bu büyük hazineyi benimsemek ve korumak EskiÅŸehirliler’in en kutsal görevlerinden biri olmalıdır.

Dorylaion
Antik ÇaÄŸ’ da, bu bölgede Latince “Dorylaeum” ya da Grekçe “Dorylaion” adıyla ünlenen bir kent bulunmaktaydı. Bugün EskiÅŸehir’de, Antik Dorylaion olabilecek üç ayrı yerin varlığından söz edilir. Bunlardan biri KaracaÅŸehir, diÄŸeri Åžarhöyük ve Yukarımahalle, Hamamlar ya da Körübaşı olarak bilinen yerlerdir.

KaracaÅŸehir, Porsuk’un saÄŸ kıyısında, EskiÅŸehir’in 8 km güneybatısında bulunmaktadır. Åžarhöyük, EskiÅŸehir’in kuzeyinde BozdaÄŸ’ m önündeki bir ovadan 12 m. kadar yüksekliktedir. “Åžar” sözcüğünün anlamı ise ” ÅŸehir ” dir.

Üçüncü konum, endüstrileşmeden önceki çıplak Eskişehir olarak adlandırabileceğimiz, Porsuk suyunun iki kıyısında kurulan şehirdir. Bu bölge M.S. 395 yılında Bizanslıların egemenliği altında bulunan ve nüfusun yoğun olduğu merkezlerden oluşan bir şehirdir.

19. yy.’in sonlarında EskiÅŸehir’de yapılan inceleme ve araÅŸtırmaların sonucunda M.S.3. yüzyıla yani Augustus Çağı’ n-dan Caracalla Çağı’ na kadar uzanan ve Dorylaion hakkında bilgi veren bazı yazıtlar bulunmuÅŸtur. Bu yazıtlardan, 1893′te EskiÅŸehir’de Hacı Mahmut Bey Han’ında bulunan bir heykel kaidesinin üzerinde ÅŸehrin kurucusu “Erythrai’lı Dorylaous” adı geçmektedir. Åžarhöyük’te çıkarılan baÅŸka bir yazıt ise “Herakles soyundan Akamantıon Dorylaos”a ithaf edilmiÅŸtir.

Akamas, Yunan mitolojisinde söz konusu Kral Theseus’un oÄŸludur. Anadolu’da ve özellikle Frigya’da pek çok ÅŸehrin kurucusudur. Kahraman olarak adlandırılmaktadır.

Dorylaeum kentindeki yazıtlara göre, kurucu olarak, Akamas ile birlikte Dorylaos’un adı da geçmektedir. Bu isimlerin M.S. 2. y.y’a ait yazıtlarda geçmesi araÅŸtırmacıların bu konuda bazı farklı yorumlarda bulunmasına neden olmaktadır. Antonin’ler Çağı’nda, Roma ÅŸehirlerinde, eski Helen geleneklerini yaÅŸatmak ve Yunan epik ÅŸiirlerinde söz konusu efsanevi kahramanların adlarını, ÅŸehir adlarıyla beraber anma özelliÄŸi, bu yorumların en önemlilerinden biridir.

Günümüzde olduÄŸu gibi Roma Çağı’nda da terhis tezkeresi üzerinde askerin memleketinin adı yazılıdır. Asker Attikos, “Akamantia Doryeo”Iudur. Yani Anadolu’daki Dorylaion ÅŸehrinden… Arkeolojik araÅŸtırmaların, nerelerden neler çıkardığını, ülkeler ve çaÄŸlar arasında nasıl baÄŸlantılar kurduÄŸunu göstermesi bakımından, bu Dobruca terhis tezkeresi gerçekten ilginç bir belgedir.

1893 yılı araÅŸtırma sonuçlarına göre, bu yörede en çok adak adanan ve saygı gösterilen tanrı, Zeus’tur (Göğü gürleten Zeus). Yabancı tanrı ve tanrıçalar olarak “Jüpiter Capitolinus” adına düzenlenen belgeler bulunmuÅŸtur. Yine bir adak taşı üzerinde, Suriye’li Ana Tannça’nın adı geçmektedir. En büyük tanrı yazıtının, Yahudi ya da Bizans tapınımlarına ait olduÄŸu konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Ayrıca yörede Frigyalılar’ın dinsel kurumları olan Bennos ile ilgili bir takım belgeler de bulunmuÅŸtur.

Bu bölge, artık çok sayıdaki ünlü hamamları ve sıcak mineral suları ile insanların günlük streslerinden uzaklaÅŸmalarına yardımcı olan bir dinlence merkezi durumundadır. EÄŸer siz de, streslerinizden uzaklaÅŸmak ve ÅŸifa bulmak istiyorsanız bu sularda biraz dinlenebilir, hatta bir zamanlar bu sularda yıkanan Bizans İmparatoru Justinian’m anılarını da, sıcak su buharıyla birlikte içinize çekebilirsiniz.

Kimler bu sularda yıkanmadı ki?.. 13. yüzyılda küçük bir imparatorluÄŸun başı olan ve daha sonra EskiÅŸehir ve Anadolu’da tarihe yeni bir sayfa açan Osman Bey de bu sularda yıkanan tarihî isimlerden biridir. Özellikle onun döneminde EskiÅŸehir, mineral sulan ve hamamlarıyla tanınan, önemli bir yerleÅŸim merkezi, Anadolu kasabası haline gelmiÅŸtir.

Pessinus
Eski çaÄŸların ünlü kenti Pessinus’un kalıntıları Sivrihisar yakınında, Ankara-EskiÅŸehir karayolu üzerinde, bugünkü Ballıhisar yöresinde bulunmaktadır. Burası Hititler tarafından Kubebe ya da Kubaba olarak söz edilen “Tanrıların Anası” Kibele’nin, ünlü tapınağının bulunduÄŸu Frigya Devleti’ne aitti. Kibele, Kybele, Kübele ya da Fransızca yazımı Cybele’nin ve Türkçe’de okunuÅŸu Sibel’dir. DiÄŸer isimleri ise; Dindymene, Agdistis veya Magna Mater’dir. Ana Tanrıça’nın heykeli, bir inanışa göre, gökten düşen siyah bir taÅŸtır. Bu nedenle “Kara TaÅŸ” adıyla da anılır.

Pessinus, zamanın en büyük ticaret merkeziydi. Bu devirde rahipler aynı zamanda hükümdardı. Pessinus, daha sonraki yıllarda ticaret merkezi olarak, varlığını sürdürmesine raÄŸmen rahiplerin yetkileri oldukça azaldı. Tarih dönemleri içinde Pessinus, diÄŸer Frigya kentleri gibi Lidya ve Pers egemenlikleri altında kaldı. Helenizm Çağı’nda bu bölgeyi istila eden Galatlar, Pessinus’ u baÅŸkentleri konumuna getirdiler.

Bergama Krallığı döneminde, rahipler tarafından yönetilen bağımsız bir prenslik olan Pessinus,Roma ile Kartaca arasında süren Pun savaşları sırasında oldukça zarar gördü.

M.Ö. 205 yılında Roma Senatosu, Pun SavaÅŸları’nın sonucunu öğrenmek için Sibil kehanet kitaplarına baÅŸvururdu. Kehanete göre; düşmanı Roma topraklarından çıkarmak için, Ana Tanrıça Kibele’yi Roma’ya getirmek gerekmektedir. Bunun üzerine Roma Senatosu, Bergama Kralı Attolos’a elçiler göndererek Ana Tanrıça’yı Roma’ya getirtir. Ana Tanrıça, Patinus Tepesi’ne yerleÅŸtirilir. 12 yıl sonra kendisi için burada özel bir tapınak yaptırılır. Ayrıca her yıl, nisan ayının altıncı günü Frigyalı bir tanrıçayı ve tanrıyı kentte gezdirerek, halktan sadaka toplarlar. 204 yılında Kartacahlar’a karşı büyük zaferler kazanılır ve 203 yılında kesin zaferle savaÅŸ noktalanır.

Pessinus,Bergama Krallığı döneminde en parlak devrini yaşamıştır. Ayrıca yine bu dönemde, günümüze kadar ulaşan tapınak ve sanat eserleri oluşturulmuştur.

Ana Tanrıça Kibele
Ana Tanrıça Kibele, ismini, Kybelon Dağı’ndan almıştır. Ana Tanrıça hakkında pek çok efsane bulunmaktadır. Bunlardan biri de şöyledir:

“Ana Tanrıça, Pessinus yakınlarında koyunlarını otlatan, Ates ya da Attis adındaki bir delikanlıya aşık olur. Attis, Tanrıça uÄŸruna, bir kaya üzerinde erkekliÄŸini kurban eder ve bunun sonucunda ölür. Ancak ilkbaharda Kibele’nin gözyaÅŸlarıyla tekrar dirilir. Bu yeniden diriliÅŸi yaÅŸatmak için, kendileri de hadım olan Pessinus Tapınağı rahipleri Galloslar büyük tören düzenlerler. 22 Mart’ta, Atis’in altında erkekliÄŸini feda ettiÄŸi çam aÄŸacından kesilmiÅŸ bir dalı, tapınaÄŸa getirirler. Bütün dindaÅŸlar ve rahipler, matem içinde göğüslerini döverler, çam kozalakları ile her yerlerini kanatırlar. Bir yandan müzik eÅŸliÄŸinde Galloslar Tapınağın mihrabı çevresinde kendilerini kaybedinceye kadar dönerler. Bazen, vecde gelmiÅŸ olan biri, taÅŸ bir bıçakla, mihrabın üstünde erkekliÄŸini keser ve Gallos olup Ana Tanrıça ile birleÅŸmiÅŸ olur. 25 Mart’ta, BaÅŸrahip “Archigallos” birdenbire bütün lambaları yaktırır. Attis tekrar dirilmiÅŸtir. Çocuklar ve genç kızlar beyaz elbiseler giyerler. CoÅŸkun bir bayram baÅŸlar.”

MuhteÅŸem Gordion
Porsuk Irmağı’ndan güneye doÄŸru inildiÄŸinde, Porsuk ve Sakarya Irmakları birleÅŸir ve sonra tekrar birbirlerinden ayrılır.İşte bu noktadaki ÅŸehir GORDION’dur.

Gordion, Frigya Devleti’nin baÅŸkentidir ve “İmparator Yolu” olarak bilinen kalıntılar üzerindeki en muhteÅŸem duraktır. Bu ünlü ÅŸehir, doÄŸuyla batıyı, Persiya ile Mezopotamya’yı birbirine baÄŸlar. Ayrıca Gordion, dünyaca ünlü Büyük Alexander ve Gordion Kralı hakkında sayısız hikayelerin anlatıldığı ÅŸehirdir.

Arkeolojik kazılara göre; M.Ö. 3000 yıllarının sonlarında keÅŸfedilen Oordion, zamanın önemli ÅŸehirlerinden biridir. Özellikle Frigyalılar’ın egemenliÄŸi altındayken, en parlak dönemini yaÅŸamıştır.

Frigya Kralı’ nı takip eden 600 yıl boyunca ise kötü bir dönem geçirmiÅŸtir. İstilalar ve savaÅŸla, özellikle M.Ö. 18. yy’ın baÅŸlarında yoÄŸunlaÅŸmıştır. Sırasıyla Kimmerler, Lidler ve Persler, son olarak da Büyük Alexander’ın egemenliÄŸi altında kalmıştır.

Büyük Alexander ve ordusu, 2300 yıl kadar önce Gordion’dan geçerek, Asya yo-unu fethetmiÅŸtir. Ayrıca genç kral kılıcını vurarak, Gordion Kralı’na meydan okumuÅŸ ve bu ÅŸehrin yönetimini kendisine bırakmasını istemiÅŸtir.

Büyük Alexander’ın ölümünden sonra Gordion ÅŸehri yine büyük savaÅŸlara sahne olmuÅŸtur. Bunun nedeni, ÅŸehrin konumuyla ilintilidir. Anadolu’yu kontrolleri altında tutmak isteyen pek çok komutan, ordularıyla birlikte Gordion ÅŸehrini istila etmeye çalışmıştır. Galatlar, ardından da M.Ö. 189 yılının sonlarında Romalılar bu bölgeyi ele geçirmiÅŸtir. Özellikle Romalılar, Gordion ÅŸehrini yeniden restore ederek, eski parlak günlerine dönmesini saÄŸlamıştır. Uzun bir süre basit bir köy olarak ayakta kalmayı baÅŸaran Gordion, sonunda muhteÅŸem bir ÅŸehir haline gelmiÅŸtir.

Bugünkü Gordion ise, kalıntılar arasındaki zengin bilgi kaynaklarıyla ışıklar saçan bir Anadolu tarihidir. Åžehir merkezinde Frigya Kralları ve kraliyet ailesi üyelerine ait 80 mezar bulunmaktadır. Mezarların 25 tanesinde yapılan kazılarda 53 m. den, 300 m. ye kadar inilmiÅŸtir. Bu mezarlardan biri, 140 m.Iik bir tünel içindedir ve Kral Midas’a ait olduÄŸu tahmin edilmektedir.

Orta Çağ Dönemi Eskişehir

M. S. 395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesiyle, Frigya, Bizans toprakları bölümünde kalmıştır. EskiÅŸehir ve çevresindeki ÅŸehirler, bu dönemde eski önemlerini yitirmiÅŸlerdir. Sadece Pressinus ticaret yolu üzerinde bulunan Dorlion Kaplıcaları varlıklarını sürdürebilmiÅŸtir. Bizans topraklarını istila eden Arap orduları , EskiÅŸehir yakınlarına kadar gelmiÅŸlerdir. 708 yılında Abbas Bin Velid ve 778 yılında Masan Bin Kataba burayı iÅŸgal etmiÅŸtir.

7. yy.’ın sonundan, 10. yy.’ın sonuna dek 300 yıl süren Bizans-Arap SavaÅŸları bazı efsane ve destanların doÄŸmasına neden olmuÅŸtur. Bunlardan en önemlisi Seyit Battal Gazi Destanı’dır. Seyit Battal Gazi Destanı’nın Bizanslılarca uyarlanmış ÅŸekli “Digenis Akritas”destanıdır.

Efsaneye göre Seyit Battal Gazi, Abbasi Halifeleri Mutasım ve Vathig zamanında yaÅŸamıştır. Fakat dünyaya geleceÄŸi, Hz. Muhammed’e ölümünden önce Cebrail tarafından haber verilmiÅŸtir. Bu yüzden peygamberin bir adamı maÄŸarada saklanarak 200 yıl bekler. Peygamberin sözünü yerine getirir ve Seyit Gazi’nin atı AÅŸkar Divzade’yi kendisine verir.

BaÅŸka bir efsaneye göre: Seyit Gazi’nin babası Malatya Sultanı’nın ordusunda kumandandır. Rumlar’a karşı yaptığı bir savaÅŸta ölür. Seyit Battal on üç yaşına geldiÄŸinde bütün İslam bilimlerini öğrenmiÅŸtir. Kılıç kullanmakta ve ata binmekte üstüne yoktur. Babasının intikamını almak üzere yola çıkar ve yirmi dört saat içinde düşman ordusunun kumandanını, kardeÅŸini ve belli baÅŸlı on dört kumandanı daha öldürür. Hint’ten, MaÄŸrib’e, zaferden zafere koÅŸar ve yedi deniz ötesine kadar adı korku saçar.

Tanrı ona aynı zamanda doğa üstü güçler vermişti. Öyle bir sesi vardı ki, savaş meydanında bir kükredi mi yetmiş iki bin kâfir darmadağın olurdu.

Bir rivayete göre bir Rum Kalesi ‘nin kumandanının kızı, Seyit Battal’a aşıktır. Bu kalenin kuÅŸatılması sırasında bir gün Battal kırda uyurken, kumandanın kızı kaleden bakar ve babasına imparator tarafından gönderilen yardımı görür. Seyit Battal’ı uyandırmak üzere kâğıda birkaç satır yazar, bir taÅŸa sarıp atar. Bu küçücük taÅŸ, kahramanın tam kalbine rastlar ve onu hemen öldürür. Bu kazada Allah’ın iradesi kendini göstermiÅŸtir. Yoksa bu kadar olaÄŸanüstü güçleri olan bir kahramanın, hiçbir düşman tarafından yenilmesi mümkün deÄŸildir.

Antik ÇaÄŸ’da Nakoleia adıyla anılan Seyitgazi, o dönemde önemli bir kent durumundadır. Ancak Hristiyanlık Çağı’nda, kent eski gücünü yitirir ve Synnada Metropollüğü’ne baÄŸlanır. 198 yılında ise tekrar “Metropollüğe” yükselir. 9. yy/dan sonra artık Nepoleia adına rastlanmaz. Bu arada Bizans eyaletlerine yayılan Selçuklular, 1074 yılında Frigya sınırına kadar gelirler. Daha sonra arka arkaya gelen akınlar nedeniyle Napoleia önemini kaybeder. Haçlıların 1079′da Napoliea üstünden, Anadolu’nun içlerine kadar girdikleri rivayet edilir.

1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra doÄŸudan gelen Türkler, 1074 yılında EskiÅŸehir’i alırlar. Åžehrin alınmasının ardından, doÄŸudan gelen Türk boylarını durdurmak isteyen Manuel Kommenos, bunda baÅŸarılı olamayınca batıya doÄŸru çekilmek durumunda kalır. Alparslan ve I. Kılıçarslan zamanında EskiÅŸehir, Haçlı Orduları’nın geçiÅŸ yeri olmuÅŸtur. EskiÅŸehir il merkezinde, bu çaÄŸa ait fazla bir eser yoktur.

Yeni ve Yakın Çağ Eskişehir

EskiÅŸehir yöresi, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun beÅŸiÄŸi ve doÄŸu seferleri yolu üstündeki önemli merkezlerinden biridir. ErtuÄŸrul Gazi’nin ölümünün ardından, yerine oÄŸlu Osman Bey geçer. Osman Bey, uçbeyi olduktan kısa bir süre sonra kuvvetlenerek 1298 yılında, önce EskiÅŸehir’i, sonra İnönü, Seyitgazi ve Sivrihisar’ı topraklarına katar. Osman Bey’in Ahi Reisleri’ nden Åžeyh Edebali’nin kızı Malhatun ile evlenmesiyle, EskiÅŸehir ve çevresi daha da kuvvetlenir. Osman Bey saÄŸlığında fethetmiÅŸ olduÄŸu toprakları yakınlarına bölüştürür. Buna göre, EskiÅŸehir’i kardeÅŸi Gündüzalp’in idaresine bırakır. Son araÅŸtırmalar; Sultan-Öyüğü İnönü yöresinin Osmanlı alanının dışında, Germiyanlar’a ait olduÄŸunu göstermektedir.

14. yy. ‘da, Orhan Bey döneminin sonlarına doÄŸru, Sultanönü, KaramanoÄŸulları’ nın eline geçer. Orhan Bey’in oÄŸlu I. Murat döneminde de burası, iki güç arasında sorun oluÅŸturmaktadır. I.Murat tahta çıktığı zaman, Rumeli’ye bir sefer düzenlemeye karar verir. Bunu fırsat bilen KaramanoÄŸulları; Varsaklar, Turgutlar, Türkmen Beyleri ve Sivas Bey’i ile I. Murat’a karşı birleÅŸirler. Bunu öğrenen Sultan hemen Anadolu’ya döner. Onları yenerek Ankara’yı ele geçirir. Bu seferden dönerken de Sultanönü’nü 1363 yılında KaramanoÄŸulları’nın elinden alır. Osmanlı sınırları, KaramanoÄŸulları topraklarına, güneyde, HamitoÄŸulları BeyliÄŸi’nin kuzeyine dayanır. 1381 yılında Germiyan Beyi’nin kızı Devlet Hatun’un Åžehzade Bayezit’le evlenmesiyle, Germiyan BeyliÄŸi topraklarının kuzeybatısı Osmanlılar’ın eline geçer.

Osmanlı Devleti’nin kuruluÅŸ yıllarında, özellikle savaÅŸlarla ilgili eldeki kayıtlarda. Seyitgazi veya Sivrihisar’ın adına pek rastlanmamaktadır. Bunun nedeni, ilk yıllarda fetihlerin kuzey-batıya, Bizans’a doÄŸru olmasındandır. Seyitgazi adı bu dönemde, sadece önemli bir BektaÅŸilik merkezi olarak anılmaktadır.

Sivrihisar ise, 14. yy.’ın ilk yarısında KaramanoÄŸulları BeyliÄŸi’nin sınırları içindedir. I. Murat’ın Ankara seferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1402 yılında Ankara Savaşı sırasın-da,Sultan Yıldırım Bayezit’in Timur Han’a yenilmesi üzerine Osmanlı egemenliÄŸini yok etmek isteyen Timur, beylikleri yeniden güçlendirmek için diÄŸer bir çok yer ile birlikte Sivrihisar’ı KaramanoÄŸulları’na verir. Bir süre Timur’un karargâhını Sivrihisar’da kurduÄŸu da söylenir. Yıldırım Bayezit’in ölümünden sonra Sivrihisar, yeniden Osmanlı egemenliÄŸine geçer.

15. yy.’ın sonunda, II. Bayezit ile Cem Sultan arasındaki mücadele EskiÅŸehir, yani Sultanönü yöresinde önemli olaylara neden olmuÅŸtur. 1481 yılında Bursa’ya giren Cem Sultan, orada II. Bayezit’in üzerine gönderdiÄŸi AyaÅŸ PaÅŸa’nın ordusunu bozguna uÄŸratır. Bunun üzerine II. Bayezit, Bursa üzerine yürür ve Cem Sultan’ı yener. Cem Sultan önce EskiÅŸehir’e, sonra Konya’ya kaçar. 1482 yılında Mısır’a gider.

16. yy.’ın Kanuni Döneminde, EskiÅŸehir’in konumu dolayısıyla önem kazandığını görmekteyiz. 16. yy/da, Osmanlı İmparatorluÄŸu’ndan günümüze kalan, ilginç bir belge bulunmaktadır. Bu belge,Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi’ne katılmış olan Matrakçı Nasuh’un pek çok yerleÅŸim yerinin, resmini minyatür sanatını kullanarak yapmış olduÄŸu, resim kitabıdır.

O çaÄŸlarda geometri, matematik, tarih, ordu, savaÅŸ taktikleri ve becerileri “MATRAK” adıyla anılırdı. Somut olarak günümüze kalan eserleri; iki matematik, altı tarih ve biri çeviri olmak üzere savaÅŸ-ordu hakkındaki kitaplardır. Kitaplarında anlattığı Osmanlı Ordusu ve savaÅŸ stratejilerinin yanı sıra, tanıtıcı bazı minyatür resimler de yer almaktadır.

Fatih’in ilk zamanlarına Kadar EskiÅŸehir, Ankara BeyliÄŸi’ne baÄŸlı bir sancak ve 1451-1831 yılları arasında Kütahya BeylerbeyliÄŸi’ne baÄŸlı bir sancaktır. 1831-1841 yılları arasında da ” Miralaylarla” idare edilen EskiÅŸehir, 1841 yılında “Hüdavendigâr” (Bursa) eyaletine baÄŸlanan bir ÅŸehir olmuÅŸtur. EskiÅŸehir ancak 1925 yılında il olarak kendi kimliÄŸini kazanmıştır.

YakınçaÄŸda EskiÅŸehir, özellikle demiryolunun, ekonomisinde yarattığı canlılığı yaÅŸamaya baÅŸlamıştır. Tarım ürünlerini ve diÄŸer hammaddeleri kolaylıkla taşıma olanağı doÄŸmuÅŸtur. Ayrıca demiryolu yapımıyla baÅŸlayan endüstri etkinliÄŸi, burada yeni iÅŸ alanları yaratmıştır. EskiÅŸehir’in 20. yy. baÅŸlarında, göçlerle nüfusu oldukça artmış, kentin görünümü ve toplumsal yapısı deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramıştır. 1905 yılında, AÅŸağı Mahalle’de çıkan büyük bir yangın sonucu, çarşı ve çevresi yanmış, ÅŸehir yeniden düzenlenmek durumunda kalmıştır.


Cumhuriyet Dönemi Eskişehir

EskiÅŸehir, Milli Mücadele yıllarında, uzun süre gündemde kalan bir ÅŸehir olmuÅŸtur. İstanbul’u Anadolu’yu baÄŸlayan demiryolu üzerindeki stratejik konumu, iç çalışmalardaki rolü, Anadolu’yu istila etmiÅŸ olan Yunan Ordusu’nun Orta Anadolu’ya geçiÅŸinin eÅŸiÄŸini oluÅŸturması ve yeni devletin kuruluÅŸuna katkılarıyla önem kazanmıştır.

Mustafa Kemal PaÅŸa’nın baÅŸkanlığında toplanan Sivas Kongresi’ne (4 Eylül 1919) EskiÅŸehir’den; Siyahizade Halil İbrahim Efendi, Bayraktarzade Hüseyin Bey ve Hüsrev Sami Bey katılır.

Mustafa Kemal PaÅŸa ve arkadaÅŸları, EskiÅŸehir’de toplantı yapmaya karar verirler. Ancak EskiÅŸehir-Ankara tren yolunun iÅŸletilmesinin itilaf devletlerince yasaklanmasından dolayı toplantı Ankara’da yapılır.Atatürk, ünlü Nutku’nda, KurtuluÅŸ Savaşı sırasında EskiÅŸehir’e 520 kiÅŸilik bir İngiliz taburuyla, 100 kiÅŸilik bir baÅŸka müfrezenin gönderildiÄŸinden söz eder. Bu kuvvetler EskiÅŸehir’de İstasyon çevresine yerleÅŸirler.

15 Mayıs 1919′da İzmir’e, çıkan Yunanlılar, kısa süre içinde Menderes, Salihli, Akhisar ve Ayvalık’a kadar uzanan bir hat üzerinde ilerlediler. Yunan kuvvetleri ayrıca, İstanbul’daki İngiliz Generali Milne ve kuvvetleri tarafından desteklenmekteydi. İngiliz Generali Milne, görünüşte iki tarafa da saldırıyı yasaklamıştı. Ancak Yunanlılar, 22 Haziran 1920′de saldırıya geçerek Bursa, UÅŸak, AlaÅŸehir ve Nazilli’yi aldılar.

1921 yılında EskiÅŸehir’e 40 km. uzaklıktaki İnönü’de, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri yapıldı. Stratejik konumu bakımından önem taşıyan EskiÅŸehir’in, Yunanlılar tarafından elde tutulması son derece önemliydi.. Bu yüzden Türk-Yunan SavaÅŸlarının beÅŸ muharebesinin üçü, Birinci İnönü, İkinci İnönü ve Kütahya-EskiÅŸehir Muharebeleri, EskiÅŸehir ‘de gerçekleÅŸmiÅŸtir.

EskiÅŸehir-Kütahya SavaÅŸları sonunda Türk Ordusu Sakarya’nın doÄŸusuna çekilir. 23 AÄŸustos 1921′de Yunanlılar yeniden saldırır. 30 AÄŸustos 1921′de ise düşman ordusu, en ağır yenilgiyi alarak geri çekilmeye baÅŸlar. 2 Eylül 1922 günü, Seyitgazi yönünden gelen Türk Süvarileri Tekkeönü’nden EskiÅŸehir’e inerler ve düşman kuvvetlerini EskiÅŸehir’den çıkartırlar. Cumhuriyet Dönemi’nden önce, Lozan Konferansı görüşmelerinin ilk bölümünün kesilmesinden sonra, İsmet PaÅŸa ve heyeti, Mustafa Kemal PaÅŸa’yla EskiÅŸehir’de bir araya gelir. Daha sonra Mustafa Kemal PaÅŸa, Cumhuriyet’in ilanının ardından çıktığı yurt gezilerinde trenle EskiÅŸehir’e gelir. Halk tarafından büyük bir coÅŸkuyla karşılanır. 6 AÄŸustos 1929′da yine EskiÅŸehir’e gelen Atatürk, EskiÅŸehir Garı’nda kendisini karşılayan Temyiz Mahkemesi üyeleri ve gazetecilerle görüşerek, demeç verir. 16 Ocak 1933′teki yurt gezisinde, EskiÅŸehir’i gezer, lisede derslere girer ve Halkevi’nde görüşmeler yapar. 21 Haziran 1934′te, beraberinde İran Åžahı Rıza Pehlevi’yle EskiÅŸehir’e gelerek, “Atatürk Havaalanı”nı gezer ve hava manevralarını izler.

8 Haziran 1936, 6 Ocak 1937, 4 Haziran 1937 ve 20 Kasım 1937 tarihinde de trenle EskiÅŸehir’e gelerek, garda ve ÅŸehirde görüşmeler yapar. Atatürk EskiÅŸehir’e son olarak, 21 Ocak 1938 tarihinde gelir. Kendisini karşılayanlarla garda üç saat görüşür. Bu arada, daha önce isteÄŸi üzerine EskiÅŸehir’e getirilmiÅŸ olan “Kalabak” suyuna, “Atatürk Suyu” adının verilmek istendiÄŸini duyunca, şöyle der: “Tabiatın vermiÅŸ olduÄŸu bir nimetin sahibi olmak isteÄŸi ve iddiasında hiçbir zaman olmadım.”

Atatürk yurt gezilerinde İstanbul’dan sonra en çok EskiÅŸehir’e gelmiÅŸ, her geliÅŸinde EskiÅŸehirliler’in sorunlarını sormuÅŸ, görüşmeler yapmıştır.

Atatürk’ün EskiÅŸehir’e geliÅŸ tarihleri sırasıyla şöyledir.
1. 21 Haziran 1920 – 22 Haziran 1920
2. 28 Temmuz 1920
3. 27 AÄŸustos 1920 – 28 AÄŸustos 1920
4. 4 Aralık 1920 – 5 Aralık 1920
5. 11 Åžubat 1921 – 13 Åžubat 1921
6. 2 Mayıs 1921 -3 Mayıs 1921
7. 15 Ocak 1923
8. 19 Åžubat 1923 – 20 Åžubat 1923
9. 24 Mart 1924
10. 30 AÄŸustos 1924
11. 21 Eylül 1925
12. 5-6 AÄŸustos 1929
13. 20-21 Temmuz 1931
14. 16 Ocak 1933
15. 16 Nisan 1934
16. 21 Haziran 1934
17. 8 Haziran 1936
18. 6 Ocak 1937
19. 9 Ocak 1937
20. 4 Haziran 1937
21. 20 Kasım 1937
22. 20 Ocak 1938 (Kalabak s.)

EskiÅŸehir, savaÅŸtan sonra yeniden kurulur ve savaÅŸ kalıntılarının arasından yeni bir ÅŸehir yaratılır. İşgal günlerinin ardından, ilk olarak ekonomi alanında düzenlemeler yapılır. 31 Aralık 1925 tarihinde “Zahire Borsası” ve “EskiÅŸehir Ticaret Borsası” kurulur. 1894 yılında çalışmaya baÅŸlayan ve nitelikli işçi yetiÅŸtirilmesine ön ayak olan “Lokomotif ve Vagon Tamir Atölyesi” ve buna baÄŸlı “Çırak Okulu” çalışmalarını sürdürür. Bunlara ek olarak 1926 yılında, “Uçak Bakım Atölyesi” kurulur. Bu kuruluÅŸlar, EskiÅŸehirliler’e yeni iÅŸ imkânları yaratır. Cer ve tamir atölyeleri, 1924 yılında T.C.D.D İşletmesi’ne devredilir. 1918 yılında ise “EskiÅŸehir Çiftçi Bankası” kurulmuÅŸtur.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında endüstriye, tarıma ve doÄŸal kaynak araÅŸtırmalarına hız verildi. Bu yıllarda un, tuÄŸla kiremit, kereste endüstrileriyle ilgili araÅŸtırmalara da baÅŸlandı. 1927 yılında EskiÅŸehir’de, “Kurt Kiremit Fabrikası” ve “Arslan Kiremit Fabrikası” kuruldu. Bu iki fabrikanın baÅŸarısı bu bölgede kısa zaman içinde baÅŸka fabrikaların da açılmasını saÄŸladı.

1927′deki ilk hamleden sonra, EskiÅŸehir’de çanak-çömlek endüstrisi hızla geliÅŸti. Bugün on iki modern kuruluÅŸ ve EskiÅŸehir Ticaret Odası üyelerinin bir kısmı kiremit, tuÄŸla ve sıcak tuÄŸla üretimine destek vermektedirler. Türkiye’de talep edilen çanak-çömleÄŸin büyük bir bölümü EskiÅŸehir’den karşılanmakta ve bir kısmı da ihraç edilmektedir. Bu endüstrinin geliÅŸimi, 1953 yılında kurulan Çimento Fabrikası’nın banka kredi desteÄŸi ile sürdürülmüştür. Bunun yanısıra 1965 yılında kurulan “Eston A.Åž.”, prefabrik yapı sektöründe önemli hizmetler vermektedir. Anadolu’da yapılan porselen ve seramikler, EskiÅŸehir’in yanısıra Bursa, Kütahya ve Bilecik’te de geliÅŸen bir endüstri kolu olmuÅŸtur.

EskiÅŸehir her zaman tahıl üretiminde ilk sırayı alan illerden biridir. Ekmek yapımına uygun olan ak buÄŸday ve biracılıkta kullanılan arpa, bu yörede yetiÅŸtirilir. Ayrıca 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Rus Çarlığı’nın yıkılmasından sonra Kırım ve Orta Asya’dan gelen Tatarlar, tarım alanındaki geliÅŸmelere büyük katkıda bulunmuÅŸlardır. EskiÅŸehir’de Åžeker Fabrikası’nın kurulmasında önce ÅŸeker pancarı üretimi yapılmamasına raÄŸmen, 1933 yılından itibaren ÅŸeker pancarı üretiminin sulu tarımda önemli bir yeri olmuÅŸ ve köylerin girdileri artmıştır.

1940 yılında EskiÅŸehir, Türkiye’nin altıncı büyük ilidir. Artan nüfusla birlikte, konut yapımında büyük bir artış görülmektedir. Kent merkezi sürekli olarak kuzeye doÄŸru geniÅŸlemektedir. DoÄŸuda Åžeker Mahallesi ve Yeni Mahalle, bu dönemde kurulmuÅŸtur. Odunpazarı ve Yukarı Mahalle, artık bir merkez olmaktan çıkmıştır. AÅŸağı Mahalle’de, Hamam Caddesi’nin iki yanında, Porsuk boyunca uzanan kavak ve söğüt aÄŸaçlarının arka kısmında Bahçelievler bulunmaktadır. Bu dönemde Köprübaşı Caddesi seçkin bir yer olmuÅŸ, yeni iÅŸ yerleri açılmıştır. Kentin eÄŸlence ve gezinti yerleri, Yalaman Adası ve Suboyu’dur.

1940′larda EskiÅŸehir’de endüstriyel geliÅŸmelere teknoloji de eklenmiÅŸtir.29 Ekim 1961 tarihinde. CumhurbaÅŸkanı Cemal Gürsel’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluÅŸ yıldönümü kutlamaları için EskiÅŸehir’e gelmesinin planlanması üzerine, bu tarihte ilk otomobil CumhurbaÅŸkanı için üretildi ve sunuldu.

Önce arabanın gövdesini oluÅŸturan parçalar, sonra gövde ve diÄŸer bölümler, buradaki atölyelerde imal edildi. Metal levhalarla gövdesine ÅŸekil verildi. Üzerinde günlerce çalışıldı ve ortaya yepyeni bir otomobil çıktı. Bu otomobile “Devrim” adı verildi. Devrim, ilk gösteriminde (29 Ekim 1961) CumhurbaÅŸkanı Cemal Gürsel tarafından kullanıldı.

Devrim; otomobil üretiminde ilk tecrübe, ilk adımdı. Bu, görünüşte sembolik bir iÅŸti. Ancak olanaklar dahilinde, Türkiye’nin endüstri sektöründe neler yapılabileceÄŸinin bir göstergesi olmuÅŸtur. Bu ilk adımdan birkaç yıl sonra, “Anadol” adı verilen otomobilin üretimine baÅŸlandı.

29 Ekim 1961 tarihli gazetelerde ÅŸu baÅŸlıklar yer almaktaydı: “İlk Türk otomobili Devrim, yola çıktı ve yirmi adım sonra durdu”.

Bu başlığı, ilk geziyi yapan Cumhurbaşkanı Cemal Gürselin sözleri izliyordu:

“Türk araba yapar ama, benzini koymayı unutur.”

Devrim, bugün artık sessiz sedasız duruyor. Ancak Eskişehir sanayii, ilerlemesini durmadan sürdürüyor.

Milli Mücadelede Eskişehir

Osmanlı imparatorluÄŸu Birinci Cihan Savaşında yenilince ihtilâf devletleriyle 30 Ekim 1918 tarihinde Mondoros mütarekesini imzaladı. Bu mütarekenin yedinci maddesine dayanan ingilizler, emniyetlerinin tehdit edildiÄŸini ileri sürerek, diledikleri stratejik bölgeleri ve tren güzergâhlarını iÅŸgal ettiler. Tren yollarına el koydular. HaydarpaÅŸa’dan itibaren İzmit, EskiÅŸehir, ve Ankara istasyonlarını İngilizler idarelerine aldılar. EskiÅŸehir’e bir takım Iskoçyalı askerleri yerleÅŸtirdiler. Ankara istasyonuna da Misler Vi-tol ve yüzbaşı Forbin kumandasında iki bölük İskoç askeri yerleÅŸtirdiler. Fransızlar da binbaşı Buazo kumandasında bir müfreze gönderdiler. Bu iki önemli ÅŸehir iÅŸgal edilmiÅŸti. Her iki vilâyetin valileri de padiÅŸahın adamları idi. 1920 yılında Ankara yirminci kolordu kumandanlığına tâyin edilen Ali Fuat PaÅŸa (Cebesoy) derhal nizami bir alay teÅŸkiline muvaffak oldu. Atatürk, 27 Aralık 1919 tarihinde savaÅŸtan Ankaraya geldi. Atatürk Ankara’dan EskiÅŸehir’e giderek, İstanbul Mebusan Meclisi’ne gider, mebuslarla temas edecekti. Kendisiyle görüşen Ankara Müftüsü Rifat Börekçi, PaÅŸaya :
“- PaÅŸam EskiÅŸehire gitmeyin, orada ingiliz kuvvetleri var. Belki sizi tevkif edebilirler. Biz Ankaralılar sizi baÄŸrımıza basmaya and içdik… Dedi. Atatürk EskiÅŸehire gitmekten vazgeçti. Ankara’da kaldı. Heyeti temsiliye karargâhı Ankara oldu. Bu sıralarda Ingilizler 16 Mart 1920 de resmen Istanbul’u iÅŸgal ettiler. Åžehzadebaşı karakolunu basıp altı askerimizi ÅŸehit, onbeÅŸ askerimizi de yaraladılar. Bu olay üzerine İngilizler bir gece gizlice Ankara’yı terk edip, EskiÅŸehir’e çekildiler. Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisini açmak teÅŸebbüsüne giriÅŸti.
Bu olaylar Ankara’da olurken. EskiÅŸehir İngilizlerin iÅŸgalinde idi. Bu tren kavÅŸağını ellerinde tutuyorlardı. Yirminci kolordu komutanı Ali Fuat PaÅŸa Atatürk’ü Seymen alayı ile tezahüratla kabul edince, İstanbul hükümeti Ali Fuat PaÅŸa’yı vazifesinden azat edip, kendisini de idama mahkûm, ettikten sonra, yerine Kiraz Hamdi PaÅŸa’yı yirminci kolordu komutanı tayin etti. Kiraz Hamdi paÅŸa EskiÅŸehire geldi, ingilizlerle iÅŸbirliÄŸi etti. Sonradan Kıiraz Hamdi paça Ankarada idam edildi. EskiÅŸehir Mutasarrıfı da Serez’i Hilmi Bey idi. EskiÅŸehir halkı bundan nefret ediyordu. Rumlar ve Ermeniler şımarmış, müslümanlara yapmadıkları kalmıyordu. Mutasarrıf Hilmi halkın dileklerini yerine getirmiyordu. Bir Kuvayı Müliyeci gelerek tabanca ile Mutasarrıf Hilmi’yi öldürdü. EskiÅŸehir’in içi kaynıyordu, İngilizlere mektuplar göndererek ÅŸehri terk etmeleri isteniyordu. Bir taburdan fazla İngiliz askeri ile Kıbrıslı türklerden askere alınmış Lejyon askerleri de aralarında vardı. Kemal adında birisi de tercümanlık etmekte idi.

1920 yılında EskiÅŸehir Belediye Reisi’ni Avukat Takyeddin Beydi. Bilgili ve vatansever bir insandı. Åžeyh Åžunusi EskiÅŸehir’e uÄŸradığı zaman, bu zatın evinde kalmıştı. Muhasebeci Sabri bey ve Takyeddin beyler, Kuvayi Milliye’ye hizmet ediyorlardı. Bu hali gören Kiraz Hamdi PaÅŸa Istanbul’a kaçtı.
YeÅŸil efendi Müdafaai Hukuk Cemiyetini kurdu. EskiÅŸehirli Emim Sazak, Osman Işık beyler de bu cemiyete girdiler. EskiÅŸehir zenginleri kese kese altınlarımı bu cemiyete senet almadan, gönül rızasiyle teslim ettiler. Bu paraları vatan kurtuluÅŸuna terk ettiler. Bu cemiyet, kuvayi milliyeye girenlere otuzar lira verdi. Silâh ve at temim etti. Bir gün bu milis çeteler, ÅŸehirde nümayiÅŸ yaptılar. Hepsi’nin kıyafetleri pek garipti, çeÅŸitli silâhlar ve külahlar giymiÅŸlerdi. Mahalleler arasında dolaÅŸtılar, ingilizleri tehdit, Türklerin de, maneviyatlarını yükselttiler.

Bir müddet sonra, Kafkasya’dan Kızıl Ordu’nun gelmekte olduÄŸu haberi yayıldı. Erzurum’a geldiler, bir müddet sonra Ankara’ya geldiler, havadisi duyuldu. Nihayet bir sabah, EskiÅŸehir sokaklarında, baÅŸlarında kalpak, üzerinde kırmızı elbiseler göğüslerinde iki sıra fiÅŸek ve ellerinde mavzer, kızıl ordu askerleri caddelerden geçtiler. Çok görünmek için, bir geçtikleri yerden, tekrar tekrar, geçtiler. Sonradan bir yoldaÅŸlar çetesi kuruldu. Bunların parolası bir ekmeÄŸin yarısı senin, yarını benimdi. Yunanlı’lar Miler hattını açmışlar, Balıkesir ve Bursa üzerine harekâta hazırlanmışlardı. Bunlarla, Aydın efeleri ve Salihli’de Çerkez Etem kuvvetleri çarpışıyordu.

EskiÅŸehir’den İngilizleri atmak lâzımdı. Bu ödevi üzerine Ali Fuat paÅŸa (Cebesoy) aldı. 24. tümenin, 189 uncu piyade alayını, bir de 24 üncü tümenin kudretli daÄŸ taburunu alarak 1920 yılında EskiÅŸehir’de göründü. Aynı zamanda Ankara’da efelerden bir çete de EskiÅŸehir’e hareket etti. Bu kuvvetler, EskiÅŸehirin tepelerini tuttular. Ali Fuat PaÅŸa topçu kuvvetini çok göstermek maksadıyla, soba borularını tepelere yerleÅŸtirdi. Uzaktan bütün tepelerin toplarla dolu olduÄŸu zannedildi. EskiÅŸehirin vatansever evlatları sevinç içinde kaldı.

Halka :
- YeÅŸil ordu geldi, diye bir haber yayıldı, İngilizler YeÅŸil Ordunun geldiÄŸini zannettiler. Çünkü bütün tepeler topla dolmuÅŸtu. Hiç bir mukavemet göstermeden, bütün kuvvetlerini EskiÅŸehir’den çektiler. Ertesi gün 189 uncu alay, EskiÅŸehir’e girdi. Halk sevinç gözyaÅŸlarıyla Millî kuvveti alkışladı. Yeni bir vali tâyin edildi. Derhal gençler Kuvayi Milliyeye girdiler.
İngilizler EskiÅŸehir’den kaçarlarken, Geyve köprüsünü attılar. EskiÅŸehire Yarbay Akif Bey mevki komutanı tâyin olundu.
Hacı Hüseyin bey de Emniyet müdürü oldu. Bu sıralarda Çolak İsmail Hakkı bey Kütahya’da bir alay teÅŸkil etti. Ayrıca teÄŸmen Halil Nuri Yurdakul’da EskiÅŸehir’de bir Mehter takımı kurdu. Bir müze açtı. Aynı zamanda (Azmi Millî) adlı bir müfreze meydana getirdi. Bayrağına (Müslümanlar beklediÄŸiniz kıyamet bu günlerdir, birlesiniz kurtuluruz. 2 Temmuz 1920) yazılı idi. Gençler bu müfrezeye yazıldılar. Ayrıca KuÅŸcubaşı EÅŸref Bey de bir kuvvet kurdu.
Ali Fuat paÅŸa (Garp cephesi) komutanı tayin olundu. Ali Fuat PaÅŸa kuvvetleriyle Geyve boÄŸazı tepelerini tutarak, İngiliz, Rum çeteleriyle savaÅŸa giriÅŸti. Bu sırada albay Mahmut beyi çerkez-ler Düzce’de ÅŸehit ettiler. Düşmanlara karşı hareket baÅŸlayınca, Mustafa Kemal PaÅŸa (Atatürk) EskiÅŸehir’e gelip cepheyi inceledi. Atatürk istasyonda bulunan bir binada kaldı.
Kuvayi milliyenin en büyük kuvveti (Kuvayi Seyyare) adıyla ÇerkeÅŸ Ethem’in idaresinde bulunmaktaydı. Ethem sık sık EskiÅŸe-hir’e geliyordu. Ethem Düzce, Yozgat isyanlarını bastırınca şımardı. Emir dinlemez oldu. Memleketi nizami orduların deÄŸil, bir halk teÅŸkilâtı olan Kuvayi Milliyenin kurtarabileceÄŸime inandı. Bunu Sovyet Rusya da istiyordu. Bu emelini yerine getirmek isteyen Çerkes Ethem muharrirlerden Arif Oruc’a (Yeni Dünya) gazetesini çıkarttı. Gazetenin adı Yeni Dünya Seyyare idi. Gazete EskiÅŸehir Tahıl pazarında Tahir Beyin matbasında basılıyordu, yazarları Celâl, Alâaddin idi. YeÅŸil ordu cemiyetinin organı idi. Komünizm ihtilâlini tutuyordu. Bu zamanlar Ankarada (Türkiye Komünist Partisi) ve (Halk Istirakiyyun) partileri kurulmuÅŸtu. Bir de yeÅŸil ordu cemiyeti vardı. YeÅŸil ordu Kızıl Ordu’ya mukabele edemedi. Fakat Atatürk hepsini kapattı. Yeni dünya gazetesinin makineleri Ankanaya nakledildi ve Hakimiyeti Milliye gazetesine verildi. Garp cephesi komutanlığına Albay ismet Bey tayin edilince, ÇerkeÅŸ Ethem isyan ederek, Yunanlılar tarafına geçti. Yunanlılarla, Birinci, ikinci inönü savaÅŸları oldu. Bundan sonra Yunanlılar ordumuzu Kütahya’da bozdu. Türk orduları Sakarya hattına çekildi. Fakat Yunanlılar 1921 tarihinde EskiÅŸehir’i iÅŸgal ettiler. Kral Kostantin EskiÅŸehir’e geldi.
Eskişehir büyük zafere kadar işgal altında kaldı. Büyük zaferden sonra Eskişehiri yakarak kaçtılar.
Milli mücadele yıllarının bir faaliyet merkezi olan Eskişehir, milli tarihimizde yeri büyüktür. Vatani ödevini hakkıyla yerine getirmişlerdir. Şimdi gelişmiş büyük şehirlerimizden biri olmuştur.

Enver Behnan ŞAPOLYO Turizm Mecmuası
Eskişehir Özel sayısı 1967
Yıl  : 10
Cilt : 10

Eskişehir Coğrafyası | Eskişehir Eğitim | Eskişehir Ekonomi | Eskişehir Tarihçe | Eskişehir Turizm

EskiÅŸehir Apart
Sultan AteÅŸi Pide Kebap Tantuni
Sultan AteÅŸi Pide Kebap EskiÅŸehir Paket Servis
Prof Dry Clean Kuru Temizleme
Pi
Emek Taşbaşı Tesisleri
Turkuaz Tur
Turkuaz Tur Turizm Taşımacılık Hizmetleri
ESESAV.COM

En Çok Görüntülenen Firmalar

Rastgele Firmalar

Etiketler

anfi bay bayan ayakkabı bayram tatili demir ticareti duş kabinleri ecem spot Ertuğrulgazi Evden Eve Nakliyat eskişehir avukat Eskişehirde otoparkı olan restoranlar eskişehir ehliyet eskişehir gezi eskişehir kiralık Eskişehir saunaart Eskişehir Sbs Kursları Eskişehir SPK dershanesi eskişehir volvo servisi estim asır yemek gece açık yerler hukuk rehberi kiralık jip kurutma sembolleri Malatya evden eve nakliyat nikah şekeri Osmangazi üniversitesine yakın apartlar SSI specialty course teras tetik ısı market trafik işlemleri Tropic Marine yerli parke
•EskiÅŸehir Akvaryumcu •EskiÅŸehir Çiçekci •EskiÅŸehir Güvenlik •EskiÅŸehir Kuyumcu •EskiÅŸehir Pvc •EskiÅŸehir Tohumcu
•EskiÅŸehir Anahtarcı •EskiÅŸehir ÇiÄŸköfte •EskiÅŸehir Güzellik Salonu •EskiÅŸehir Lojistik •EskiÅŸehir Radyolar •EskiÅŸehir Turizm
•EskiÅŸehir Aöf Kursları •EskiÅŸehir Çilingir •EskiÅŸehir Halı Saha •EskiÅŸehir Madencilik •EskiÅŸehir Reklam Ajansları •EskiÅŸehir Web Tasarımı
•EskiÅŸehir Alt Yapı •EskiÅŸehir Demir DoÄŸrama •EskiÅŸehir Halı Yıkama •EskiÅŸehir Mahalleleri •EskiÅŸehir Rent a Car •EskiÅŸehir Work&Travel
•EskiÅŸehir Alüminyum •EskiÅŸehir Dijital Kopyalama •EskiÅŸehir Havuzlar •EskiÅŸehir Muhtarları •EskiÅŸehir Seramik •EskiÅŸehir Uydu
•EskiÅŸehir Araba Kiralama •EskiÅŸehir DoÄŸalgaz •EskiÅŸehir Havalandırma •EskiÅŸehir Matbaa •EskiÅŸehir Servis Taşımacılığı •EskiÅŸehir Yabancı Dil Kursları
•EskiÅŸehir Asansör •EskiÅŸehir Dövmeci •EskiÅŸehir Isıtma •EskiÅŸehir Marangoz •EskiÅŸehir Seyahat Acentaları •EskiÅŸehir Yangın Söndürme
•EskiÅŸehir Av Malzemeleri •EskiÅŸehir DuÅŸakabin •EskiÅŸehir İç Mimarlık •EskiÅŸehir Mermer •EskiÅŸehir Sıhhı Tesisat •EskiÅŸehir Yemek
•EskiÅŸehir Ayakkabı •EskiÅŸehir DüÄŸün Salonları •EskiÅŸehir İlaçlama •EskiÅŸehir Mobilyacı •EskiÅŸehir Spor Salonları •EskiÅŸehir Yemek SipariÅŸi
•EskiÅŸehir Barlar •EskiÅŸehir Elektrikçi •EskiÅŸehir İngilizce Kursları •EskiÅŸehir Nakliyeci •EskiÅŸehir Su SipariÅŸi •EskiÅŸehir Yurtdışı EÄŸitim
•EskiÅŸehir Bayan Apartı •EskiÅŸehir Emlakçı •EskiÅŸehir İnÅŸaat •EskiÅŸehir Organizasyon •EskiÅŸehir Sürücü Kursları  
•EskiÅŸehir Bayan Kuaförleri •EskiÅŸehir Erkek Apartı •EskiÅŸehir Kargo Firmaları •EskiÅŸehir Otel •EskiÅŸehir Solarium  
•EskiÅŸehir Bayan Yurtları •EskiÅŸehir Erkek Yurtları •EskiÅŸehir Karma Apart •EskiÅŸehir Oteller •EskiÅŸehir Taksi  
•EskiÅŸehir Beyaz EÅŸya Yetkili Servisi •EskiÅŸehir Evcil Hayvan •EskiÅŸehir Karma Yurt •EskiÅŸehir Otobüs Firmaları •EskiÅŸehir Taşımacılık  
•EskiÅŸehir Büro Mobilyası •EskiÅŸehir Evden Eve Nakliyat •EskiÅŸehir Kebapçı •EskiÅŸehir Oto Elektrik •EskiÅŸehir Tatil  
•EskiÅŸehir Cafeler •EskiÅŸehir Ferforje •EskiÅŸehir Keresteci •EskiÅŸehir Oto Kiralama •EskiÅŸehir Tattoo  
•EskiÅŸehir Camcı •EskiÅŸehir FotoÄŸrafçı •EskiÅŸehir Kırtasiye •EskiÅŸehir Paintball •EskiÅŸehir Temizlik  
•EskiÅŸehir Cam Balkon •EskiÅŸehir Gelinlikçi •EskiÅŸehir Kömürcü •EskiÅŸehir Paket Servis •EskiÅŸehir Televizyonlar  
•EskiÅŸehir Çanta •EskiÅŸehir Giyim •EskiÅŸehir Kpss Kursları •EskiÅŸehir Pastane •EskiÅŸehir Tesisatçı  
•EskiÅŸehir Çelik Kapı •EskiÅŸehir Gözlükçü •EskiÅŸehir Kuru Temizleme •EskiÅŸehir Pet Shop •EskiÅŸehir Terzi